Bilgi Almak İstiyorum

Adınız  
E-posta    
Telefon  
Konu  
İleti  
Detaylı Bilgi İçin
EVLİLİĞİM NE KADAR SAĞLIKLI?
LIVCON
Dokuz yıl önce Murat'a aşık oldum. Murat Karadenizli idi. Ben İzmirli. İstanbul da gazetecilik yaparken tanıştım. Kendisi yönetmen. Evlendikten dokuz yıl geçti ve aşktan eser kalmadı. Ona iki tane kız çocuğu verdim. Evliliğimiz her geçen gün daha kötüye gidiyordu. Evdeki aletlerin bozulmasının nedeni bile ben olmaya başladım. Bir zamandır bu ilişkiyi artık yürütüp yürütmemem konusunda kararsızım. Hiç beraber yaptığımız bir şey yok. Murat akşam eve gelir alır eline kumandayı alır ve uyuyana kadar hiç konuşmadan çay, kahve, meyve isteğinin dışında iletişim kurmadan geceyi geçirir. Futbola ilgisi olduğu kadar bana ilgisi yok. Hafta sonunu arkadaşlarıyla geçirir. Ev işlerine karışmaz. Çocukların konularıyla ilgilenmez. Kendimi çok değersiz hissediyorum. 
 
Halbuki Murat'ı ilk tanıdığım da çok sevimli, benimle sohbet etmeye bayılan ve beni sürekli el üstünde tutan bir tarzı vardı. Sevgimizi karşılıklı besliyorduk. Ancak yıllar geçtikçe artık bunlar azalmaya başladı. Murat'ı birlikte vakit geçirme konusunda uyarmaya çalıştım ancak bundan zevk almadığını ya da diğer ilgi alanlarının daha zevkli geldiğini anlıyordum. Bu yüzden ben de artık kendi ilgi alanlarıma yöneldim. Spor yapıyorum, yogaya gidiyorum. Meditasyon yapıyorum. Gittikçe farklılaşmaya başladık. Ben kendimi geliştiriyorum, o boş zamanlarında playstation oynuyor ya da televizyon izliyor. Günde bir paket sigara içmeye başladı. Kaç kere söyledim çocukların yanında içme diye; ama nafile. 
 
Bir keresinde gel birlikte terapi alalım dediğimde bana güldü! 
 
Şimdi size bir soru. Bu ilişki savaşmaya değer mi? 
 
Benzer bir ilişkiniz olabilir, daha kötü ya da daha iyi de olabilir. Evlilik yönetimi ile ilgili önemli veriler vereceğim şimdi size. Size ilişkilerinizi kurtarabilmenin yolu var deseydim bana inanır mıydınız? Okumaya devam ediniz. 
 
Bence her ilişki yönetilebilir. Her evliliğin bir bedeli var. Evliliği yönetmenin tek bir formülü yok tabii. Olsa idi binlerce kitap yazılamazdı. Bir doğru olmadığı kesin. Ancak her çiftin uygulayabileceği farklı dinamikler var. Örneğin; Benim iddiam, her çift için eşlerden biri liderlik edebilir. Bu süreci bilerek yapabilirse o zaman hedefe uygun olur. 
 
Ama önce geçmiş referanslarınızdan kurtulmalısınız! Nasıl yani? Geçmişte yaşananları beraberinizde getirerek bu ilişki için savaşamazsınız!  Geçmişinizden kurtulmak için şimdi ve burada var olman gerekir. Şimdi ve burada olmak için geçmişin pişmanlıkları ve geleceğin kaygılarından arınmak gerekir. 
 
Değişim için bilgi yetmez, Hemen Uygulama! Bu uygulamaları kitaplarda bulamazsınız. 
 
Eşiniz ile yaşamınızı yavaş yavaş geri sarın. Zaman çizgisi gibi. Sanki zaman geriye sarıyor. Ve örneğin kırk yaşındaysan, 39, 38…gibi. Her dönemle ilgili iç dünyanda anılarını canlandır. Anıları çok net canlandırman gerekmez sadece iç temsilin ( görsel, işitsel, dokunsal) neyse onu hayal et. Bir doğum günü ya da kavga sahnesi ya da çocuğunun ilk anne deyişi ya da romantik anlar ya da kötü hissettiren durumlar/olaylar. Kötü hissettirenleri hızlı geçelim:) Ve partnerinizle ilk tanıştığınız ana sarın filmi, ardından kendinizi bir kenara bırakın ve eşinizin daha da geçmişine gidin, 18, 17, 16…yaşlarına doğru. Kendisiyle ilgili çocukluğu ile ilgili anlattığı şeyleri canlandırın bildiğiniz kadarıyla. Ardından daha da geriye Eşinizin yaşı 8, 7, 6… Derken çocukluğuna bebekliğine kadar. Sadece gözlemleyin. 
İyice oralarda gözlemci olarak dolanın. Ve son olarak ilk olarak doğduğu ana gelin. Annesinin kucağında masum bir şekilde bakan o kişiye. Dünyadan bir haber. Şimdi bu esnada kendinize bir soru sorun. Bu bebeğin kötü bir niyeti olabilir mi? Kötü değerleri, inançları vs… İyice gözlerine bakın. Çaresizliğini görün. Temizliğini, saflığını vs… O hissi içinizde bir yerde gizleyin. İleride ihtiyacınız olacak. 
 
Bu bakış açısıyla eşinize yeni bir pencereden bakmaya başlamaya ne dersiniz? Eğer evliliğinizin savaşmaya değer olduğunu düşünüyorsanız. Karşılıklı sevgi ürününün ortaya çıkması için önce sevmek fiilini gerçekleştirmek gereklidir. İkinci yapılacak şey karşılığı olmasını beklemeden sevgiyi tekrar akıtmaya başlamaktır. Şimdi sizi duyar gibiyim. Ben zaten sevgimi akıtıyorum. Akıt akıt karşılık görmeye görmeye sevgim bitti; diyorsunuz. Ya da benzerleri. Sevgi akıtarak bitmez. Akmayan sevgi sevmek fiilini bitirir. 
 
Bir diğer konu ise korkularınızdan ve kaygılarınızdan kurtulmanızdır. Evlilik yalnız kalma korkusu yüzünden ya da çocuklarım ne olacak korkusu yüzünden devam ettirilirse eşinizin yaptığı her hareket gözünüze batacaktır. Geçmişinizde size verilen toksik düşünceleri fark edin. Yalnız kalmak neden kötü? Erkeği olmayan kadın neden eksik? Tek başına da olsan yalnız hissetmeden güçlü olabilir misin? Olamıyorsan neden? En kötü ne olabilir? Kendini güvensiz hissettiren duyguları oluşturan şeylerden kurtulmadan sağlıklı bir ilişki yaşamak çok zor olsa gerek. Emin değilsen şu soruları yanıtla. Evlilik Psikolojisine hazır olup olmadığını şu soruları yanıtlayarak fark edebilirsin. 
 
Yalnız kalmaktan nefret eder misin? 
Eski şeyleri biriktirir kolay kolay atamaz mısın? 
İçten içe anlamadığın bir değersizlik duygusu var mı?
Ailenden tam ve karşılıksız sevgi ve saygı görmedin mi? 
Çeşitli bağımlılıkların var mı? Sigara, alkol, aşırı yemek vs… 
Mükemmeliyetçi misin, ya da insanları yönetme gibi isteklerin var mı? 
Daha önce değerlerini, buna bağlı inanç mekanizmalarını dışarıdan destek alarak yeniden yapılandırmadın değil mi? 
 
Ne kadar çok evet varsa o kadar Psikolojik olarak yeniden doğmaya ihtiyacın var demektir. İnsan iki kere doğar, birinci doğum fizikseldir, diğer doğum ise psikolojiktir. Bir çok insan Psikolojik olarak doğma cesaretini ya da fırsatını bulamıyorlar. Sen bu yazıyı okuyarak buna başlayabilirsin. 
 
Bu soruları yanıtlarken, kimileri evlenmelerinin nedenlerini Psikolojik rahatsızlıkları görüyor. Her şey mümkün olsa beni bu adam hak etmiyor diyebiliyorlar. Ama ailemden ve çevremden aldığım bu telkinlerle bir şekilde evleneyim ve çoluk çocuğum olsun ve gelecekte yalnız kalmayım, bana bakacak birileri olsun. Bu duygu ve düşünceyle olan evliliğin altında sevgi ve özgürlük değil korku ve kaygı yatar. Kaygı ve korku duygularıyla evlenmiş kişi çocuklarını aynı modelde yetiştirecektir ve bu Psikolojik miras diğer nesillere aktarılacaktır.  Kaygılarla ve korkuyla alınan evlilik kararının devamı da korku kültürünün yaşadığı bir aile ortamı takip eder. 
 
Ayrıca, eşinizin de buna benzer daha farklı yönleri de olan öğrenmelerle büyüdüğünü düşünün. Hatırlayın O çocuk doğduğunda gözleri saf bakıyordu. Yavaş yavaş öğrenmeye başladı, referans deneyimleri oluşturarak, değerler geliştirdi. Değerlerine refere eden inançlar yani dünyayı anlamlandırmayı öğrendi. Kendi Psikolojik gözlüğü ile dünyaya bakmaya başladı. Tabii bu gözlüğün oluşması ailesinden ve çevresinden aldığı telkinlerle ve yaşadıklarıyla oldu. Evlilikler eşlerin farkında olmadıkları bu tür geçmişten aldıkları Psikolojik mirastan dolayı bozuluyor olabilir. 
 
Peki, nasıl değişeceğiz?
 
Değişim bilgi edinmeyle olmaz. Yeni bilgiyi hayata geçirerek ve ısrar ederek olur. Size vereceğim şu uygulamayı en az 21 gün her gün yapın kendi Psikolojinizdeki farkları göreceksiniz. Bu uygulamaları eşinizin yapmasına ikna etmeye uğraşmayın. Eşinizi sözlerinizle ısrarlarınızla değiştiremezsiniz. İnsan değişimi daha komplike. 
 
Şimdi her gün kendinize ayıracağınız 20 dk’lık bir zaman seçin. Bu zaman mümkünse her gün aynı zamanda olsun. Örneğin akşam saat 20:00 ise hep aynı saatte olsun. Kendi kendinize terapi yapacaksınız. Bu öğreteceğim uygulamanın hiç bir riski ya da zararı yok. Gönül rahatlığıyla yapabilirsiniz. Her gün kendinizle buluşacak ve sanki günlük yazar gibi biraz daha farklı versiyonunu Psikolojik günlüğünüzü tutacaksınız. 
 
Kendinize küçük hoş bir günlük defteri alın. Bu defterin sağ tarafına sorular ve sol tarafına cevaplar yazacaksınız. Günlük kendinize soracağınız sorular olacak. Bu sorular ucu açık sorular olacak. Örneğin. 
 
Küçük Metin bugün kendini nasıl hissediyorsun? 
Neler yaptın? 
Bugün en çok etkilendiğin şey neydi? 
Seni mutsuz eden şeyler oldu mu?
Gün içinde duyguların nasıldı? 
 
Gibi anlattıracak tarzda sorularla kendinizin gününüzü anlatmanıza yardımcı olacaksınız. O esnada gün içinde yaşadığınız bir olay ya da durum örneğin eşinizle ilgili bir konu sizi eşinizle olan diğer konulara götürebilir. Yazmaya devam edin. Bu esnada ne söylemek istiyorsanız söyleyin. Kendinizi yargılamayın. Ağlayabilirsiniz. Yazabildiğiniz kadar yazın. Her gün aynı zamanlarda bitirmeye çalışın. Kendi başınıza duygularınızla ve içinizdeki büyümeye çalışan, ezilmiş, korkmuş çocuğu büyütmek kolay iş değildir. Bu cesaret ister. İnanın bu zaman ve cesaret yatırımına değer. 
 
Peki sonra? 
 
Yazdığın Psikolojik günlüğünü 36 saat okuma. Çünkü bu bir psikolojik ameliyat gibi. Bekle o ameliyatın yaraları sarılsın, dikişler tutsun ve ardından 36 saat sonra yazdıklarını oku. Farklı bir farkındalıkla okuduğunda yazıların içindeki psikolojik virüsleri fark etmeye başlayacaksın. Ve gerisini bırak bilinçdışın yapılandırsın. Bu farkındalık tüm genellemelerinde etki edecek seviyededir. 
 
Bunu düzenli olarak bir ay boyunca yaptığınızda Psikolojinizdeki farkı göreceksiniz. 
 
Hatırlayın, kendi Psikolojinizi düzeltmeden, evliliğinizde neyin neye göre doğru olduğunu bilememişiniz. Aşk, sevgi, saygı bu değerlerin bile standartları değişir yani dünyaya baktığınız Psikolojik gözlüğünüz değişir. 
 
Bunun ötesi terapi almaktır. Terapi almak çok faydalıdır. Eskiden sağlıksız insanlar terapi almalı denirdi. Bence sağlıklı insanlar terapi alır. Robot gibi chip takılmış bir insan olamaz. Yaşamın inişleri çıkışları olacaktır. Sağlıklı insan bunları göğüsleyebilmek için terapi alır. Terapist soru sorar. Ama bu soruların ne zaman ve nasıl sorulduğu terapisti usta yapar. Terapinin akışı ve doğallığı derinliği terapiyi terapi yapan şeydir. Danışan ile kurulan ilişki vs... 
 
Tam bir değişim için ya terapi/koçluk alın ya da kişisel gelişim eğitimleriyle farkındalığınızı arttırın. Terapi de bir bakıma öğrenmedir. Farklı düşünmeyi, hissetmeyi ve davranmayı öğrenir kişi.  
 
Sevgiyle kalın...