Bilgi Almak İstiyorum

Adınız  
E-posta    
Telefon  
Konu  
İleti  
Detaylı Bilgi İçin
LIVCON
Her aldığınız karar ile paralel evrenlerde başkalarının sizin yüzünüzden acı çekiyor olabileceğini düşündünüz mü? Paralel evrenler yazıma  hoş geldiniz. 
 
Zenginim, film yıldızıyım, dünyanın kralıyım, her şey benim hatta daha fazlası…
 
Ben bu evrende - dünyamda hiç biri olmayabilirim ama çoklu evrende hepsiyim!
 
Megalomanyak ya da fantezi dünyasında yaşamıyorum ama ya eğerlerle ilgileniyorum. Quantum mekaniğine göre alınan her kararın evrenler arası diğerlerinin kararlarına etkisi bilinen bir gerçek. Evrende bana ve sana benzeyen o kadar çok dünya var ki! Paralel dünyaların o kadar çok koleksiyonu var ki. Bu paralel dünyalardan bir tanesinde konuyu daha net anlatan bir yazı yazdım! 
 
Bu beni üzüyor:( çünkü fizikçilerin de hem fikir olduğu - bir çok dünya gerçeği doğruysa aldığım aksiyonlar sadece bu dünyadaki yaşantımı değil aynı anda benim diğer dünyalardaki suretlerimin yaşamlarını da etkiliyorum. 
 
Çoğlu evren modelinin ana mesajı; bir dünyada bir şey yaparsan diğer paralel evrenleri etkiler. Oxford Üniversitesinde Quantum fizikçisi David Deutsch’a göre; bir seçim yaptığında diğer dünyadaki seçeneklerinde etkilenir. 
 
Artık aldığımız kararların diğer paralel dünyalarda olumsuz sonuçlar doğuracağına inanmalıyız. Örneğin buradaki bir seçim diğer dünyadaki ölüme neden olabilir. 
Tabi akla şu soru geliyor; diğer dünyadaki seçimler de bizim için olumsuz sonuçlar doğurabilir mi? 
 
Aldığım kararların paralel dünyadaki hayatları olumsuz etkilemesine üzülmeli miyim? Bu dünyada dikkatli araba kullanırsam belki ceza yerim ancak bu benim diğer dünyalardaki kendimi öldürmemle sonuçlanabilir. Yada daha kötüsü paralel ailelimi öldürebilir. Hatta daha kötüsü! Ailemi öldürmek! Peki, nasıl bileceğim bu kadar büyük çoklu evrende onca paralel benin neyden nasıl etkileneceğini? 
 
Belki de sadece nasıl olsa hiç bir zaman karşılaşmayacağım diğer paralel benlerle diye bir inanç geliştirmelisiniz! Eh niye üzülelim o zaman? 
 
Bir çok insan aldıkları kararların diğerlerini negatif etkilenmemesi etiği ile yaşamını sürdürür. Hiç karşılaşmayacak dahi olsa o kişiye zararı dokunsun istemez. İnsanın özünden saf gelen budur. Alışveriş alışkanlıklarımızın diğer ülkelerde çalışanları nasıl etkilediğini düşünürüz. Hatta havaya karbon salımını düşürmek için bir sürü daha maliyetli yatırımlar yapılıyor. Nedeni hiç bir zaman karşılaşmayacağımız sonraki nesiller. Doğayı onlara yaşanabilir bırakmak için. 
 
Çoklu evrenin kuramcılarından MİT Quantum fiziği Profesörü sadece bir yaşam yaşamak ile çoklu yaşam arasındaki dinamiklerinin derslerini veriyor. Paralel benliklerim benim değerlerimi, benim yaşam tarzımı yaşıyor. Onlar bana kardeşlerimden bile yakınlar diyerek paralel halleri ile olan ilişkisini anlatıyor. Algılaması zor değil mi?
 
Tegmark’a göre kosmik perspektiften bakan bir kişi yaşadıklarına üzülmez çünkü her daim başka bir paralel kendisi daha kötü durumlarla karşılaşabiliyordur. Araba kullanırken küçük bir hata yapsa bunu daha ciddiye alır ve daha dikkatli davranıyor; nedeni artık çoklu evreni bilmesi ve paralel yaşamları. 
 
Bir zamanlar Tegmark çoklu evrene inanmıyordu ancak artık en büyük inananlarından. Çoklu evren kuramını ilk ortaya atan Hugh Everett idi. Everett ilk kuramının basımı için çok zorlanmıştı. Hatta dalga konusu olmuştu. Daha önce duyduğumuz başarı hikayeleri gibi. Zorluklarla bastırdığı kuramı son elli yılda büyük ilgi duyulmaya başladı. Ve giderek yayılmaya devam ediyor. Everett tüm dünyaya bambaşka bir uyanışın önünü aştı. 
 
Aldığımız kararların sonuçları sadece paralel de değil aynı zamanda bu yaşadığımız haliyle de etkiliyor. Kaliforniya Üniversitesinden Andreas Albrecht, evden çıkarken aldığımız şemsiyenin yağmurun yağma olasılığını etkileyebileceğini söylüyor. Yağmur yağdığı için mi şemsiyeyi aldık yoksa şemsiyeyi aldığımız için mi yağmur yağdı sorusu! Bir paralelde şemsiyeyi alıyoruz ve ıslanmıyoruz, diğer paralelde almıyoruz ve ıslanıyoruz. Bundan kaçış yok diyor Albrecht. 
 
Bu evrenin merkezi olmadığı ya da Darwin'in insanların diğer hayvanlardan ayrı bir şekilde yaratılmadığı kurgusu gerçeğini ortaya koyuyor. Bu yeni farkındalıklar evrendeki yerimizin ne olduğunu yeniliyor. Çoklu evren insanlığın geleceğine büyük etki yapacağa benziyor. 
 
Belki de bu dünyalar uzayda ve orada ama henüz onlara ulaşabilmiş değiliz. Tegmark'ın MIT den meslektaşı Seth Lloyd’a göre; bu bakış açısı insanın statüsünü evrende bambaşka bir yere taşıyor! Aslına bakarsanız diyor; beni mutlu eden tarafı bu değil;  hep insanın evrenle olan ilişkisini daha ileride görmek marjinalliğine sahiptim. İnsanın evrenin kendisi Cosmos’un kendisi olması beni daha çok heyecanlandırıyordu. İnsan tarihinde hiç olmadığı kadar güçlü olduğu, varlığının çokluğunu fark etmeye başlayacak olması çok heyecan verici. Fark ettikçe de etki alanı genişleyecek. 
 
Tabi çoklu evren kavramı insanların düşünce mantıklarına çok uymayabilir.  Fizikçilere bile zor gelirken özellikle. Örneğin bir sınava gireceksiniz. İyi geçmesini diliyorsunuz, sınavınız bir evrende iyi başlayabilir diğerinde kötü sonuçlanabilir. Yani bir şeyi ummak bile hangi evrende olduğuna bağlı. Çoklu evren kuramına göre bir şey üstünde istekte bulunmak hiçbir şeyi değiştirmez. Örneğin şans oyunu oynadınız. Numaraların tutmasını istiyorsunuz. Belli rakamları seçtiniz ve o seçimin olumlu sonuçlandığı bir şubeye de gidebilirsiniz ya da kötü olan şubeye. Yani her evren bir şube gibi! İyi olana gideceğim diye ümit edemezsin. Tegmark, ümit etmeden nasıl yaşanır diyor? Değerlerimizi ve ümitlerimizi yeni modele göre yapılandırmalıyız diyor. Duygularımızı bu bakış açısına uyarlamak tabii ki zor. 
 
Kayan konsept; 
 
Konuyu biraz da filozofik açıdan ele alalım; Kings College London dan David Papineau; örneğin ganyan da bir ata oynarsın diyor, iyi bir bahis olduğunu düşünürsün. Düşünün ki oynadığınız at kazanmadı ve tüm paranızı kaybettiniz. Hay aksi keşke o ata oymasaydım dediniz. Ama paralel evrende aynı ata oynamış ve kazanmış olan kuzeninize bir iyilik etmiş oldunuz. Sadece kaybeden evrende yerinizi aldınız o kadar. Aynı at paralel evrenlerden birinde kazandı. Alınmış hiç bir karar yanlış değildir çoklu evren kuramına göre. Yani üzülmenin de anlamı yoktur. 
 
Hemen aklınıza şöyle bir düşünce gelebilir, iyi o zaman ben bütün paramı herhangi bir ata yatırayım ve kaybetsem de mühim değil öyle mi? Nasıl olsa bir şube de kazanacak diye. O zaman bütün paramı alıp ganyana yatırıyım? Karım boşasın beni ertesi gün! 
 
Tabii ki öyle değil; 
 
Everett’in modeline göre diyor Papineau, her alınan kararın ya da seçimin mantıklı olması gerekir yoksa model dinamiği olmaz.  
 
Quantum mekaniğinde her bir objenin matematiksel olarak dalga ve parçacık bağlamında bir çok değer alabileceğinin çok net açıklaması mevcut. Sorun şu; biz karar verip gözlemlemeye başladığımız an değerlerini alıp gerçekliğimiz olmaya başlıyorlar. Bu en güzel Kophenag’da yapılan deneylerde ortaya çıkmıştır, ne zaman ölçümleme yapılsa değerlerle kapaklanıyor ve tek bir gözlemlenebilir değer ortaya çıkıyor. 
 
Hugh Everett bu durumu günlük yaşantıyı deneyimleme sanrısı ile Quantum dünyası arasındaki fark olarak görüyor. Ve soruyor; eğer değerler kapaklanmayıp tek bir ölçümlenebilir değer oluşmasa ne olur? Matematiksel hesaplamalara göre her bir seçim yapıldığında evren parçalara ayrılır. Bu da bir çok evren çözümlemesi demektir. Herkes her şey her yerde ve her zaman vardır! Ancak insanın bunu algılayabilecek beyin kapasite kullanımı gelişmemiştir.  
 
Allah'ın gücü;
 
Kanada Alberts Üniversitesinden teorik fizikçi Don Page’e göre Allah'ın şeytanı var edebilme şekli ile dalgaların kapaklanması/Kolaps etmesi dinamiği birbirine çok benziyor. Page Everett in çoklu evren teorisini çok komplike buluyor ve aslında dinlerin içinde bu dinamiğin çok sade anlatıldığını iddia ediyor. 
 
Şöyle devam ediyor;  Allah'ın değerleri var, Allah mutlu olmamızı istiyor ancak aynı zamanda zengin bir evren istiyor. Allah çeşitlilik istiyor, evrenin tüm seçeneklere açık olmasını. Allah'a göre evrenin doğal zenginliği, büyüklüğü ve özgürlüğü güçlük çekmekten önce geliyor. Yani insanlar güçlük çekiyor diye Allah özgür bırakılmış zenginliği sınırlandırmaz. Allah, dalga değerlerini duruma göre kolaps edip kanserin olasılığını engellemiyor ya da depremin dalga değerlerini şubeler arası kayırma yaparak dengelemiyor. O zaman evren mükemmelliğini kaybeder ve zenginlik kaybolur diyor Page. 
 
Page'e göre insanın özgür seçeneği olamaz. Allah'ın tasarımladığı gerçeklik bağlamındaki durum ve süreçlere göre seçeneklerini kullanabilir.  Allah'ın dizayn ettiği sistemin içindeki gerçekliklere göre birbirimize bağlı seçeneklerimiz  olabilir diyor Page. Ancak çoklu evren kuramında böyle bir bakış açısı yok. Özgürce seçim yapılabilir ve hangi değerlerin hangi şubeye düşeceği ancak seçenekler yapıldıktan sonra bilinebilir.
Everest 51 yaşında vefat etti. Ölmeden önce çoklu evren kuramına inanışının da bir sınırı vardı. Seth Lloyd kendisine ölmeden önce 1 milyon dolar değerinde Rus ruleti oynamayı teklif etti. Kaybedenin olmadığı Quantum Rus Ruleti! Page düşündü ve ardından reddetti. Öleceği evrenin bu şubesinde karısının stres yaşamasını istemedi! 
 
Tegmark gibi Page " çocuklarım motosiklet istediklerinde (karım ve ben çok tehlikeli olduğuna inanıyoruz) eğer evet dersek belki hiç yaralanmayacaklar ama bir paralel şubelerden birinde bir şekilde o kaza olacak. Belki de denemeliyim!
 
David Deutch Elleverterian (çoklu evren) ların inananlarının en başında gelen isim. Karar verme teorisine göre diyor Deutch; çok fazla evrende yaşanabilecek bir durum için çok, az sayıda paralel evrende yaşanacak şeyler için az düşünmeliyiz. Az olana az değer vermeli çok olana çok. Yani aslında bildiğimiz dünyada yaptığımızın aynısı. 
 
Ancak diğerlerinin görüşü ise çoklu evrende yaşamanın en doğru yolu şu anda yaşadığında dikkat etmen. Yani burada mantıklı gelenler paralel için de geçerli. Çoklu evren kuramı umarım inananların dünyasını zenginleştirir. Algılaması çok güç ancak denemeye değer. Cosmos insan gerçekliğini beklentimizin daha ötesine taşımaya devam ediyor. Bakalım hayatımıza daha ne yenilikler getirecek. 
 
Dün Lucy filmine gittim. İnsanın beyninin %100 ünü kullandığı bir dünyayı anlatıyor. Şu anda sinemalarda. Çoklu paralel evren teorisi ancak o zaman tam olarak yaşanacak sanırım. 
 
Çoklu paralel de güzel bir gün diliyorum! Tabii birinde güzel olurken diğerinde kötü olacak :)